Neden hep bildiğimiz, hissettiğimiz gerçekleri illa başkasından duymak isteriz. Hele bu hiç tanımadığımız, kim olduğunu bilmediğimiz biri veya katlara, fincan içindeki şekillerle hayatımızı anlatan biriyse..hiç tereddütsüz inanırız.
Halbuki yıllardır, bu gerçeği iliklerimize kadar bilip hissetmemize rağmen kendimize inanmaktan kaçıyoruz her fırsatta. Başkalarınında katkısı olsun ki hata olursa kendimizi biraz daha hafifletelim.
Başkalarını kandırmak kendimizi kandırmaktan daha kolay nasılsa..
Ya gözlerimizi kapadığımızda içimizdeki deniz, hava, su bunlar ne kadar dingin, parlak ve berrak? Hiç düşündünüz mü?
Cesur olmak, doğruyu söylemekten ziyade, ona inanmakla mümkün..
Sevmek, söylemekten çok hissettirmekle mümkün..
Kendine inanmak, aldığın kararların sonucuna her türlü katlanmakla mümkün..
Bazen sadece durmak, düşünmek yerine, içimizde sakladığımız uyuttuğumuz gerçeğimizi uyandırıp onunla devam etmeliyiz hayata.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder