16 Mayıs 2012 Çarşamba

HAYAT BU..

Güne öyle bir müzikle başlarsın ki kulağında.. Alıp götürüvermiş seni..

Begonviller arasında bir terasta, çıplak ayak güneşin doğuşuna bakıyorsundur. Buram buram kahve kokusu eşlik eder sana..Deniz kokusuyla geçer boğazından.. Fonda o sevdiğin şarkı..Dalga sesleriyle huzur sarar seni kollarıyla..Başını arkaya yasladığında göğsünde derin nefes alırsın huzurun..

Birde akşamı vardır bunun.. Gün batımına doğru beyaz örtüler üstüne konulur kadehler, bu sefer fonda Tanju Okan, taş plak, Rumca müzikler... yanında huzur, dostlar, taze nane roka, mis gibi balık kokusu ve bir duble aslan sütü..

Sonra derin bir nefes...Anason ve deniz kokusu bir olmuş akar boğazından serin serin...Sırtından mutluluk dalgası yayılır.. Ulan nereden nereye dersin ve hiç bitmesini istemediğinden bakmazsın zamana..geçip gitmesinden korkarcasına..

İşte hayat bu, cennet bu...

7 Mayıs 2012 Pazartesi

MUTLULUĞUNA...

Hissettiklerin hariç her şey aynı gibi görünüyor. Oysa ki yalnız değilsin değişimlere sürüklenirken. Hayat bir tek sana sürpriz yapmıyor çünkü..

Bak yine güneş aynı ışıltısıyla parlıyor. Dinmez gibi görünen acılar öyle hale geliyor ki ben mi yaşadım diyorsun. Alışırsın, bilirsin, hissedersin yine, ama aynı acıyı, sıkıntıyı değil. Elbette miras kalır hatıralar, hisler ama geçer gider. Geçmişin bir yerinde yaşanmış ve bitmiştir. Yeri orasıdır ve yerinde bırakman gerekir..

Sen yeni aydınlık yoluna gözün gibi bak ve ne yaşaman gerekiyorsa yaşa mutluluğuna..

BAŞINA BUYRUK HAYAT...

Ne kadar zorlarsan zorla, hayat başına buyruk.. Sen kararlar alırsın, bunları uygulama diye sanki bütün evren el birliğiyle çalışır. Herşey ...